Vera'nın Rüya Kitaplık'ından Ecrin'in davet ettiği bu etkinliğin sorularını çok ilginç buldum. O yüzden olmayan zamanımda yapmak istedim.



                                      1-Kışın okumalık favori bir kitabın var mı ?


Bunu genel bir soru algılıyorum. 

Yani bu kış çok okumak istediğim var ama kışın okumalık kitap önerecek olsaydım 

Böğürtlen Kışı derdim.

2-Kapağı mavi olan bir kitap ?

Guguk Kuşu

Pabucumun Ajanı-2

Kimliksiz

Ayaklı Bela

İki Hayat Arasında

3-Yılbaşı ağacında yıldız olarak kullanabileceğin bir kitap ? 

Hiç kuşkusuz Kürk Mantolu Madonna

4-Kış tatili için mükemmel olan kurgusal dünya ? 

Kış tatili kısa sürüyor. Bir gecede bitirdiğim Açlık Oyunları serisi derdim.

 Çok uzun süre yaşayamazsınız o oyunda zaten. Ya ölürsünüz ya da kazanırsınız.

5-Birlikte kış tatiline gidebileceğin bir kitap karakteri ? 

Neden bilmiyorum ama aklıma Fırtına'dan Holly geldi.

 O kız da bi tuhaflık var. Evet onunla giderdim.

6-Bu sene için listende olan bir kitap ?

Liste yapmadım ama okumak istediğim bir kitap var o da Kovan..

Zaten onu da aldım okunmak için sırada bekliyor

7-Favori tatil içeceğin,atıştırmalığın ve filmin ?

Kahve,çikolata .. Ve filmim yok aslında ben adam akıllı film izleyemiyorum.




Şimdi gelelim kimleri etiketledim.

Tabii ki Athena'nın Güncesi

ve şu an araştırmaya üşendiğim diğer bütün herkes ... 

Sevgilerle.

Onlara inanmak istemiyordum. İnanmak istediğim Lucian'ın benden hoşlandığı ve bunun bir oyun olmadığıydı.Durdu ve bakışlarını bana doğru çevirdi. Çok önemli bir şey söyleyecek gibi doğruldu."Dün gece konuştuklarımızı düşündün mü?" "Fotoğraflar üzerinde çalışıyordum. Sonra da uyuyakalmışım. Çok yorulmuşum.""Düşün Haven! Yapabileceğin çok fazla şey var.""Tam olarak ne istediğinden emin değilim."Eğildi ve kulağıma fısıldadı. Nefesi tüylerimi diken diken ederken yaralarım acıyor, batmaya başlıyordu. 'Ruhun…" dedi. "Bana ruhunu ver lütfen.'






Optimum Kitap etiketiyle çıkan bu kitabı ilk çıktığı günden beri merak ediyordum. Hatta kapağı görücüye çıktığından beri diyebilirim. Kapakta kullanılan ışıltılı görselin harika olduğunu belirtmeliyim! Kitap için Optimum Kitap'a teşekkür etmeliyim öncelikle...
 Ve gelelim kitabımıza aslında melekli şeytanlı kitapları daha önce hiç okumadım. Evet gerçekten de hiç okumadım. O yüzden benim için ilkti ve kitabın aksiyon kısımları çok hoşuma gitti.Baş karakterimiz Haven, okulda fazlasıyla hırslı bir lise öğrencisi. Kitap olaya hızlı bir giriş yapıp, bu okulda ki üç başarılı öğrencinin bir otel de deneyim imkanı kazandıklarını açıklıyor. Kazananlardan biri de Haven! Haven'da bu duruma şaşırıyor ve geleceği için, hayal ettiği üniversite için iyi bir fırsat olduğunu düşünerek kabul ediyor. Ancak tabii ki de hiçbir şey tahmin ettikleri gibi değil. 
Otelin kötü bir namı var. Yani eskiden bazı suçların işlendiği, kötü olayların yaşandığı bir otel. Ve otel sahibesi de bu kötü namı, oteli yenileyerek, lüks hale getirerek kullanmak istiyor. Yani otelin cazibesi kötü namından kaynaklı.
Bizim üç kafadarsa otel açılışı yapılmadan önce burada çalışmaya başlıyorlar. Verilen işleri layıkıyla yerine getirip, sözde kendilerine buradan ayrılırken iyi bir referans elde etmeye çalışıyorlar. Haven'sa yıllardır resim çekmeyi çok seven ve başka insanların bol bol resmini çrkmiş, bu konuda deneyimli birisi. Tabii ilk görevini de otel sahibesinden alıyor. Otelin her çalışanının, kendilerine ekip diyorlar, fotoğrafı çekilecek. Şimdi bu konuyla ilgili çok spoiler vermek istemesemde kitabın sonlarında bu fotoğraflar çok işlevsel hale geliyor, belirtmeliyim!
Otelin en alt katında bu üç stajere iki oda verilmiş. Biri erkekler biri kızlar için. Haven yalnız kalıyor. Eline geçen boş bir defterin üzerinde kendi ismi yazıyor ve bunun özellikle bir oyun olup olmadığını merak ederken, defterin içinde gün geçtkçe yazılar belirmeye başlıyor. Bu yazılar Haven'in dikkatli olması ve kendi koruması için gerekenlerle dolu. Ancak Haven ilk başta inanmıyor ve başına kötü bir olay geliyor. Hal böyle olunca defter de gün geçtikçe artan yazıları teker teker uygulamaya başlıyor. Bu arada bizlerde otelin işleyişini, ekip elemanlarını baya baya detaylıca öğreniyoruz Haven'la birlikte. 
Tabii işin içinde bir de aşk üçgeni var ki sormayın gitsin. Aslında öyle çok spesifik bir etken değil. Ancak Haven daha önceden böylesine göz önünde olmaya alışkın olmadığı için tuhaf karşılıyor. Ve Lance'yle Lucian arasında kalıyor. Lucian ekipten birisi. Ekip'in ne olduğunu da kitaptan öğrenmeniz taraftarıyım. Lance'yse onunla birlikte staj imkanı kazanmışlardan birisi. 
Aslında en başından beri ekiptekilerin konuşmalarından, tavırlarından işin içinde bir bit yeniği var diyorsunuz ama adı konulmuyor bir türlü. 300. sayfalardan sonra ancak anlayabiliyorsunuz o da defterin Haven'i yönlendirmeleri sayesinde. 
Haven'ın vücudunda üç adet yara izi var. İkisi sırtında birisi kalbinde. Sanki düşmüş bir melek gibi. Ve bunları sürekli saklamaya  çalışıyor. Ama defter sürekli ona kanatlı olan diye hitap ediyor ve bu ilk başta saçma geliyor. Tabii sonradan anlamlandırıyorsunuz olanları. 
Haven'ın karakteri çok güçlü ve aslında ekibin de aradığı böyle birisi. Kendilerini güçlendirecek bir lidere ihtiyaçları var. 
Daha fazla anlatmayı çok isterdim ama ne dersen spoiler olacakmış  gibi hissediyorum. Bu yüzden kitabı okursanız daha iyi olur diye düşünüyorum.
Seri toplam üç kitaptan oluşuyor. Zaten bu olanların üstüne yazılacak çok şey var bencede. Üçüncüsü henüz çıkmamış. 


Bir ay önce, akıl hastanesine yatırıldım. Dün, Lachlan ziyaretime geldi. Beni öptü ve aklımı kaçırmaya başladığımı söyledi. Saatler sonra Max düşüncelerimi işgal etti; deli olmadığımı ve bana ihtiyacı olduğunu hatırlattı. Birkaç dakika önce geçmişimi aydınlatmaya çalışarak gerçeklikten daha da uzaklaştım… Şimdi, herkes benim aklımı kaçırdığımı düşünüyor ama ben onun gerçek olduğunu ve ne gördüğümü biliyorum… Bana inanıyor musun?

"Seksi, gizemli ve etkileyici bir hikâye… Calia Read'in kelimeleri sizi esir edecek ve aklınızı başınızdan alacak!" 
-Claire Contreras, There is No Light in Darkness'in Yazarı-






Sayfa Sayısı: 
336

Baskı Yılı: 2015


Dili: Türkçe
Yayınevi: Yabancı

El ve parmak yapılarımız ile yüz hatlarımız davranışlarımızı belirleyen genetik kodlar içerir. Bu genetik kodlama; kişinin iç hâllerinden, yeteneklerinden, hastalıklarından, başarılı ya da başarısız olabileceği girişimlerinden haberler verdiği gibi düşünce süreçlerini de belirler. Parmakların uzunluğu ya da kısalığı, avuç içindeki çizgiler, yükseltiler ve çukurlar hep bir şeylere işarettir. Mesela, bir meslekte çok başarılı olmuş insanların ellerinde belirgin ortak özellikler vardır. İnsan yüzünün sol kısmı o insanın gerçek kişiliğini yansıtır. Buna karşın sağ tarafı ise saklamaya çalıştığı diğer yüzünü gösterir. 
Her insan;-Kendi hayat yürüyüşünün nasıl olacağını,-Hastalık ve sağlık durumu ile ilgili gelişmeleri,-Evlilik hayatını ve sürecini,-İnsan ilişkilerindeki potansiyelinin ne olduğunu merak eder. 
El ve yüz çizgilerinden, tavır ve davranışlarından insanların kabiliyet ve kapasitelerini okuma sanatı olan ELFABE, insanın yüzündeki, avucundaki, cildindeki birtakım işaretlerden hareket ederek, hayatını doğru yönlendirmesi için ona yardımcı olmak amacıyla yazılmış bir kitap... Genetik potansiyelini keşfetmek isteyenlere kaynak niteliğinde bir eser...

Aslında söyleyecek pek fazla bir şeyim yok. Çünkü okuduklarımın etkisi altındayım hala. Gelen geçenin eline, yüzüne bakmaktan bir tuhaf oldum. Neden derseniz, işte tüm suçlusu bu kitap!  Bilmiyorum sizin ilginizi çeker mi ama ben beden dili işaretlerini, el çizgilerinin anlamlarını, yüz çehresinin ifade ettiklerini oldum olası merak etmiş ve okumuş biriyimdir. O yüzden bu kitap tam üstüne geldi. Tabii ki bir oturuşta tamamını öğrenemiyor insan. Arada açıp bakıyorsunuz. Her şeyden önce kendini kıyaslıyor insan yazanlarla. Benim elim böyle mi? Parmaklarımın boğumları nasıl? Alnım geniş mi? Sonra okuyorsunuz nasıl yorumlanacağını. İfadelere alışmak zaman istiyor ama alıştıktan sonra "Anne gel senin de eline bakalım neymiş?" demeye başlıyorsunuz. Otobüse binince insanları yokluyorum şöyle mi böyle mi diye! Çok eğlenceli bence.
 Elfabe kitabının kapağı'ndaki görsel çok tuhaf ve hafif bir kabartı eklendiği için çok etkileyici olmuş. Ha sanmayın ki elinizden fal bakabiliyorum artık! Hayır! Nasıl beden dilini yorumluyorum, bu da öyle.. Yıllardır insanların öğrenmeye uğraş verdiği bir bilim dalı ayağıma kadar gelmiş gibi hissettim. Bir anda öğrenilecek gibi değil ama en azından işe kendinizden başlayabilirsiniz.
Kitabı incelerken yeri geldi ellerimi çizdim, yeri geldi benzetmeye çalıştım ama yazarımızın da dediği gibi tek seferde öğrenilmiyor bu işler. Zaten öyle olsaydı şu an bu kitabı okuyan herkes ellerden bir karakter tahlili yapabiliyor olurdu. Ama o iş öyle değil işte!
Kitabın kalitesi de oldukça iyiydi. Son zamanlarda çıkan saman yapraktan hallice kitapların aksine çok kaliteli bir kağıdı vardı. Sürekli okunarak ilerlenmiyor illa ki. Ancak sizin de burada kendinizden bir şeyler bulacağınız kesin. 
Çünkü hiç kimseyi olmasa bile, insan kendisini keşfetmeye olan merakından okur bu kitabı!
Belirmeliyim ki bir kişisel gelişim türü altında Kitap Yurdu'nda çok satanlara girmiş. Tebrik ederiz. Seveni çoksa siz de alıp bir inceleyin bence.

Bu videodan da kitapla ilgili detaylı bilgiler alabilirsiniz.