Genelde blogumu boş bırakmayı sevmeyen bir insanım. Ha her gün de yazdığımı iddia edemem ama gelip giderim, en azından yoklarım. Seviyorum işte blogumu bundan onlar hep!
Her neyse son bir aydır nerdeyse hiçbir şekilde buraya gelmediğimi fark ettiğimde ufak çaplı bir şok yaşadım.
"Gerçekten o kadar olmuş mu?" diyerek geldim baktım ki, neler kaçırmışım neler!
Tabii niye yoktun diye soranım olur mu bilinmez ama ben yine de açıklayacağım. Çünkü yazmayı seviyorum kardeşim! Günlük yazar gibi anlatıyorum işte burada.
Ne diyordum? Hah!
Her şeyden önce koskaca bir Ankara Fuarı geçirdik. Ankara Fuarı'nda Müptela Yayınları'ndaydım. Elif ve Esra'da orada olduklarından oldukça eğlendim. Fuar dönemi çok ciddi bir hastalık atlattım. Tabii üzerinden haftalar geçti çok şükür iyiyim.
Bakın düşünün o kadar yoğunum ki bir fuar yazısı bile giremedim.
Hatta onu da geçtim, yılbaşından bu yana bir ay geçti okuduğum kitap sayısı bir! Bir! bir!

İşte bu gönderiyle birlikte hem güzel haberlerimi derleyeyim, hem kendimi toparlayayım istedim. Umarım başarılı olabilirim.

İlk haberim: Ev Kızı Evren kitap oluyor!
Beni en çok heyecanlandıran konu bu sıralar bu! O yüzden çok heyecanlıyım. Henüz yayınevini, çıkış tarihini falan açıklayamam ama sonuçta anlaştık işte! Bir yıl önce başladığım macera, gerçeğe dönüyor. Evet, aşırı mutluyum.

İkinci haberim: İlk çevirim Yağmurla Gelen Mutluluk artık raflarda!
Yabancı Yayınları'nın telif haklarını aldığı Puddle Jumping'i geçen seneninin bu zamanlarında teslim etmiştim ve oldukça keyif alarak çevirmiştim. Çeviri de cidden kendi kitabın gibi değerli oluyor demişlerdi de inanmamıştım. Gerçekten öyleymiş. Fuara geldiği gün sarıla sarıla bitiremedim.

Veeee üçüncü haberim: Senaristliğini yaptığım Elif'in Düşleri TRT Çocuk'da yayınlanmaya başladı!
Senarist ekibine sonradan katılsam da şu an yeni bölümlerini tasarlıyoruz. Ve oldukça keyif aldığımı belirtmeliyim.Çok eğlenceli ve bilgilendirici bir çizgi film haline gelen Elif'in Düşleri'ni yazmakta oldukça keyif verici. Buraya giriş bölümünü bırakıyorum.







Veeee yeni bir 15 Günde 10 Kitap yazısıyla karşınızdaydım. İlk 15'i geride bıraktığımız bu son günde yarından itibaren ikinci dönemece giriyoruz.
Bu yazıyla birlikte hepinizin yeni yılını da kutlamış olayım.
Bundan sonraki yazılarımız 'Ne okudum? Ne okuyacağım?' tarzında olacak çünkü bir önceki 15 günlük diliminde raporunu çıkarmamız gerekiyor.
Geçen seferki etkinliğe katılanlar içinde liste yapma vakti geldi demektir. Dökülün bakalım! Ehe :D

Geçen sefer Ezgi çok akıllıca bir şey yaptı ve Goodreadste kendi 15 günlük kitaplarına liste oluşturdu. Tabii ben de dayanmadım ve yaptım.Tüm listeme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Bundan sonra sürekli listeyi güncelleyeceğim. Böylece önceden, bu etkinlik sayesinde okuduklarımın tam listesine ulaşabilirsiniz.
Bir önceki etkinlik yazısını okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.
Evet önce geçen seferki 15 günden neler okudum bir bakalım.

Okuduklarım:
Kül- Novella Dinamik Yayınları (463 syf.)
Fosforlu Cevriye-İthaki Yayınları (272 syf.)
Yolun Sonundaki Okyanus-İthaki Yayınları (181 syf.)
Bir Başka Mavi-Yabancı Yayınları (381 syf.)
Eşekarısı Fabrikası-Koridor Yayınları (254 syf.)
Başlat-Dex Yayınları (507 syf.)
Yatak-Domingo Yayınları (287 syf.)

Okuduğum toplam sayfa sayısı: 2345
En çok okuduğum yayınevi: İthaki Yayınları

7 Kitap okumuşum. 15 gün için ben kendimden daha azını bekliyordum açıkçası. O yüzden gayet mutluyum. Yukarıdaki kitapların (bazılarının) yorumları da blogumda bulabilirsiniz.
Şimdi gelelim yeni listeye. Geçen sefer okuyamadığım 3 kitabı ekledim öncelikle, elbette. Sonrasıysa yeni kitaplar.

Okuyacaklarım:
1-Örümcek Ağındaki Kız-Pegasus Yayınları (518 syf.)
Geçen listeden kalan.
2-Ay ve Güneş-İthaki Yayınları (544 syf.)
Geçen listeden kalan.
3-Biz-İthaki Yayınları (250 syf.)
Geçen listeden kalan.
4-Şans Bizi Bulunca-Müptela Yayınları (435 syf.)
Ne zamandır merak ediyorum, fuar gelmeden okumam lazım.
5-Sudan Gelen-İthaki Yayınları (321 syf.)
Sevgilimin Babası Bana Bir Otobüs Fırlattı isimli romanım için okumam gereken bir kitap. 
6-Bir Bebek Daha-Müptela Yayınları (488 syf.)
Okur-Yazar blogunun sahibi Elifimlen yaptığımız bir etkinlik kapsamında okuyacağız.
7-Ölümcül Yumurtalar- İş Bankası Yayınları (128 syf.)
Ne zamandır Rus Edebiyatı'ndan bir şeyler okumak istesem de erteliyorum. Fırsat bu fırsat.
8-Kıyamete Bir Milyar Yıl-İthaki Yayınları (150 syf.)
İthaki'nin bilimkurgu klasiklerine başlamak için uzun zamandır bekliyorum. 
9-5.Dalga-Pegasus Yayınları (462 syf.)
Hazır filmi de geliyorken, okumamak olmaz değil mi?
10- Sonsuz Deniz- Pegasus Yayınları (355 syf.)
5. Dalganın ikinci kitabı. Birincisi bittiğinde ikinciye saldırmak isteyeceğimden eminim.

Toplam Sayfa Sayısı: 3651
En Çok Okunacak Yayınevi: İthaki Yayınları

15 Ocak'ta yeni 15 Günde 10 Kitap yazısında görüşmek üzere.  Dilerseniz siz de listenizi yapabilir, etkinliğe dahil olabilirsiniz. Yapmanız gereken önümüzdeki 15 gün için 10 kitap seçmek.

Keyifli okumalar!



Bu kitapla ilgili düşüncelerimi şekillendirmekte zorlanıyorum. Hani nasıldı diye sorduğunuzda direk cevap veremeyeceğim bir kitap. Sadece farklıydı derim. İyi veya kötü değil farklı.
Okumamın üzerinden kaç gün geçti ama hala aklıma Mal isimli karakter gelip duruyor. Acaba gerçekten bana hissettirdiği gibi bu kadar ileri görüşlü olduğu için mi yataktan kalkmamaya karar verdi? Zannetmiyorum ama yine de böyle düşünmek hoşuma gidiyor.
Kitap fuar listemde ekliydi ve fuar zamanı Min Li Li ile tanışınca, dedik ki , beraber okuyalım. O da merak ediyordu ve nitekim aldık, birlikte okuduk. Tabii okuma hızıyla beni kıskandıran Kübra, kitabı çarçabuk bitiriverdi. Oysa ki ben daha başlayamamıştım. Kitap hakkındaki yorumunu isteyince de , 'Anlamadım.' dedi. Kitabın o kadar da anlaşılmaz olmasını beklemiyordum ve bu beni iyice meraklandırdı. Ben de bu konuşmanın üzerine daha bir iştahla başladım. Bitirdiğimdeyse, büyük bir anlamsızlık boşluğu vardı. O son cümle olmasa, belki de hiç anlam veremeyeceğim bir kitaptı. Ama işte son cümle, hala aklımda dolanıp duruyor.
Bu tip 'farklı' kategorisine koyduğumuz hikayeleri sevmemin nedeni, dünyada gerçekten karşılaşamayacağım bir karakter olması. İşte 'Mal' öyle bir karakter 600 küsur kiloda bir insanla karşılaşacağımı sanmıyorum ve bu roman benim için güzel bir deneyim oldu.
Arka kapak yazısında yazanları okuduğumda şöyle düşündüm. "20 yıl yatmış. Oh ne rahat ya! Keşke ben de yatsam!"
O an aklıma bu insanın 'kilo alabileceği' veya sağlık sorunları olabileceği hiç gelmemişti. Kitabı açıp ilk karşılaştığım, terli, yarım tondan fazla, her hareketinde bir sağlık sorunu  ortaya çıkan karakterle birlikte bu hayalimden vazgeçtim elbette. Ve o an dank etti. "Haaa, demek ki 20 yıl yatarsam böyle olacağım."
Mal, dünya görüşü her zaman diğerlerinden farklı olan biri, küçüklüğünden beri. Bu tavrı ile de daha çocukluk zamanlarından beri kızların ilgisini çekiyor. Biz de bütün bu olayları küçük erkek kardeşin ağzından dinliyorum. Öncelikle çeviri de büyük sıkıntılar olduğunu belirteyim. Bir yer de 'kız kardeş' ifadesi geçerken başka bir yerde 'erkek kardeş' olduğunu öğrendim. Kısa bir anlığına Mal'in kardeşinin Mal'in sevgilisine duyduğu ilgiden dolayı lezbiyen olduğunu düşündüm. Ama meğersem bir erkek kardeşten bahsediyormuşuz.
Yazar, her ne hikmetse bu aralar sıkça denk geliyorum, erkek kardeş için bir isim uygun görmemiş. Zira roman boyunca adını bilmediğimiz bir karakter tarafından dinledik öyküyü. Kitabın sonunda küçük erkek kardeşin aslında Mal olduğunu öğreneceğiz falan diye çok korktum hatta. Hani Mal yatmayı seçmişti ama yatmasaydım acaba nasıl olurdu kısmını küçük kardeş ifadesiyle anlatmıştı. Hal böyle olunca insan bir anlığına bu ihtimali de düşünüyor. Neyse ki öyle olmadı ve gerçekten bir erkek kardeş var.

Mal Ede olağanüstü bir çocuk. Yerinde duramayan, kuralları umursamayan, merakı asla tükenmek bilmeyen özel bir ruh o. Hayatı yudumlamak değil, kana kana içmek istiyor. Büyüdüğünde inanılmaz biri olacağı her halinden belli. Oluyor da aslında; sadece herkesin tahmin ettiği şekilde değil: Mal yirmi beşinci yaş gününde yatağa giriyor ve bir daha hiç çıkmıyor. Takip eden yirmi yıllık destansı hareketsizlik Mal'i dünyanın en şişman insanına dönüştürürken, bu metamorfoza günbegün tanık olan annesi, babası, küçük erkek kardeşi ve kız arkadaşı bambaşka insanlara dönüşüyorlar. Anlatıcılığını Mal'in kardeşinin üstlendiği Yatak, sıra dışı bir adamın daha da sıra dışı dönüşüm hikayesi üstünden, sevmenin, kaybetmenin ve ailenin insan hayatındaki etkilerini sorguluyor.Barındırdığı kara mizah ve sersemleten öyküsüyle Yatak, İngiltere'nin son yıllarda çıkardığı en etkileyici kalemlerden David Whitehouse'un ilk romanı.

Mal, bir sevgilisi, düzenli bir işi ve düzenli bir hayatı olmasına rağmen, 25 yaşının doğum gününden itibaren yataktan kalmayı reddiyor. Annesine, en uyuz olduğum kısım, kalkmamasına itiraz etmiyor ve Mal'e seve seve bakıyor. Yani bir nevi teşvik ediyor. Bizim meşhur erkek kardeşe de gün doğmuş oluyor. Çünkü küçüklüğünden beri Lou'yu seviyor aslında.
Konu bir geçmişten bir gelecekten anlatılıyor ve özellikle anneye gıcık olduğumu belirtmeliyim. Yani kim çocuğunun kötülüğünü ister ki? Ama işte onun yüzünden 45 yaşında 600 küsur bir çocuğu oluyor.
Her ne kadar tüm kitap boyunca Mal'a uyuz olsam da son cümlesiyle beni derinden etkiledi. Yani tüm bunları yapmasının sebebinin aslında bambaşka bir sebebinin olması çok çok çok ilginçti. Diyorum ya kaç gün geçti ve ben hala bunu düşünüyorum.
"Nasıl yani?" diyorum. "Gerçekten bu yüzden mi yataktan kalkmayı reddetti?"
Size bu kitabı mutlaka okuyun diyemem çünkü herkesin okumayı seveceği türden bir kitap değil. İyi değil. Kötü değil. Farklı. Farklı işte. Hayatınız boyunca denk gelemeyeceğiniz bir karakter olduğunun garantisini verebilirim ama.
Herkes uyumak, biraz daha dinlenmek ister, değil mi? Bu kitabı okuduktan sonra tembelliğinizden vazgeçeceğinize eminim. İşler hiçbir zaman sandığımız gibi değildir. Sanırım bu cümle, bu kitabın özeti.
Eğer okumaya karar verirseniz ya da çoktan okuduysanız sizlerinde yorumunu bekliyorum. Bu kitap hakkında siz neler düşünüyorsunuz?




Pinuccia'nın Kitapları Kış Okuma Şenliği 2015-2016 için listemi hazırladım. Biliyorum her seferinde liste hazırlayıp, beceremiyorum. Yine de elimde değil işte. Liste hazırlamaya dayanamıyorum.
Bu sefer farklı bir taktik geliştirip, 15 Günde 10 Kitap etkinliğim ile birleştirdim. Belki böylelikle gerçekten okuyabilirim. 
Pınar Abla, farklı bir şey yapıp listeyi direk yayınlamamış bir video hazırlamış. Videoya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Ben de aşırı üşengeç  biri olarak tek tek listeyi yazmayacağım. Sadece sırasıyla hangi kitapları seçtiğimi yazacağım. Detaylarını videodan öğrenebilirsiniz. Pınar Abla çok güzel anlatmış valla.
İşte bu Kış Etkinliği için listem. Gerçi katıldım diye belirtmeyeceğim. Önce yapıp yapamadığıma bakmam lazım. Her neyse.

1-Bir Başka Mavi-Yabancı Yayınları
2-Julia'nın Şarkısı-Yabancı Yayınları
3-2006'da ödül almış bir kitap?
4-Rüzgarın Adı-İthaki Yayınları
5-Kuşlar Öterken-Yabancı Yayınları
6-Fahrenheit 451-İthaki Yayınları
7-Örümcek Ağındaki Kız- Pegasus Yayınları
8-Mülksüzler-Metis Kitap
9-Adalet-İthaki Yayınları
10-Bir Bebek Daha-Müptela Yayınları
11-Dune-İthaki Yayınları
12-250 yıl önce çıkmış bir kitap?
13-Fosforlu Cevriye-İthaki Yayınları
14-Türk Kadın Yazardan Öykü kitabı?
15-Efsunlu Adamlar-Müptela Yayınları
16-Elenor&Park-Pegasus Yayınları
17-Romantik Savaş-Postiga Yayınları
18-Senli-Müptela Yayınları
Kıyamete Bir Milyar Yıl-İthaki Yayınları
Ölümcül Yumurtalar- İş Bankası Yayınları
Dörtlerin İmzası-İthaki Yayınları
19- Doctor Who 11 Doctor 11 Öykü-İthaki Yayınları
Doctor Who Trenzalore Öyküleri-İthaki Yayınları
Doctor Who Silüet-İthaki Yayınları
20-Sudan Gelen- Emrah Güler
Şans Bizi Bulunca-Merve Yıldız
Eşekarısı Fabrikası-Iain Banks
Dokuz Gün-Gilly Macmillan
21-Biz-İthaki Yayınları
Her Gün- Pegasus Yayınları
Ay Ve Güneş- İthaki Yayınları
Başlat Ready Player One-DEX
Başka Topraklarda Rüzgar Sert Eser-Martı Yayınları
22- Kızıl Yükseliş-Pegasus Yayınları
Altın Oğul-Pegasus Yayınları
5.Dalga-Pegasus Yayınları
Sonsuz Deniz-Pegasus Yayınları

Kalın olan seçenekler için henüz uygun kitap bulamadım. Tavsiyeleriniz olursa, yazmaktan çekinmeyin.